KİM? KİMİ? KANDIRIYOR?
12 Eylül 2010; -1961 ve 1982 anayasasının vesayetçi anlayışına ve devlete egemen güce vuracağı darbenin tarihidir.
Toplum 4 parçaya bölünmüş. Evetçiler, hayırcılar, boykotçu hayırcılar ve kararsızlar.
Ülke genelinde evet ve hayır şeklinde sürdürülen mücadele, burada boykotçu hayırcılarla, Evetçiler arasında sürdürülüyor.
Kararsızlar ise, her zaman ki gibi bekleyişlerini sürdürüyor, kimseyle mücadele etmeden büyük bir şaşkınlıkla olan biteni seyrediyorlar.
Ortada kandırılmaya çalışılan büyük bir kitle var.
Halkı aldatmayan 2 siyasi hareket var. Birisi Ak Parti diğeri ise CHP’dir. Ak Parti çıkardığı değişikliği savunuyor CHP ise açıkça hayır diyerek her zamanki tavrını gösteriyor. Özellikle de CHP devletteki statükocu kadroların tasfiyesini doğuracak referandumdan evet çıkmaması için her yolu deniyor. Millet CHP’yi tanıdığı için bu tavra evet diyerek kabul ediyor.
Fakat MHP ve BDP ise kitlelerini kandırmak ve aldatmak için olmadık fırıldaklar çeviriyorlar.
MHP, 12 Eylülde evet çıkması halinde “PKK’nın muhatap alınacağını, açılımın anayasal teminata kavuşacağını ve Türkiye’yi büyük bir tehlikenin beklediğini söylemektedir.
BDP ise, hayırcı bir boykotçuluk kılıfına bürünerek “bu anayasa Kürtlere bir şey vermiyor öyleyse sandığa gitmeyelim” diyor. Ama arada gideceklere de giderseniz bile hayır deyin demeyi de ihmal etmiyor.
Gelin, şu iki siyasi hareketin söylediklerinden yola çıkarak, kim kimi kandırıyor? bunu ortaya çıkaralım.
MHP açılıma başından beri karşı çıkıyor. Halkın, anayasa da meydana gelmesi muhtemel hürriyetleri kullanmasının PKK’nın işine yarayacağını söyleyerek, “bu Evetçiler” açılımın yandaşlarıdır ve ülkeyi felakete götürüyorlar diyerek Ak Partiyi suçluyor.
BDP MHP’nin söyleminin tam tersi bir tutumla “bu anayasa da Kürtlerle ilgili bir şey yok” diyerek kitlesini uyutuyor.
Hangisi doğru söylüyor sizce?
İkisinden birinin doğru olması lazım değil mi? MHP, BDP ve PKK yüzünden evet demeyeceğini söylüyor, BDP de tam tersi! Bir tavırla evet demeyeceğini belirtiyor.
Aslında her ikisi de statükodan yana bir tavır içindeler. Her ikisinin söylediklerini mefhumu muhalifinden düşünmek gerekir. MHP’nin lider kadrosu statükonun lider ettiği kişilerden oluşuyor. Statükonun 12 Eylülde tarihe gömülme adımlarından ilkinin atılması, MHP lider kadrosunun sonunu getirecek. Tabanıyla ayrışan bu kadro meseleyi aslından ayırarak, evet demezlerse sanki PKK ile mücadele edilecek havası pompalıyor. Bunun doğru olmadığını MHP lider kadrosu çok iyi biliyor. Ömrünü Türk milliyetçiliğine adamış olanlar ise bunun böyle olmadığını, ortaya çıkan PKK Ergenekon ilişkisinden ve 12 Eylül darbesinde karşılaştıkları muamelenin karşıtı olarak evet diyeceklerini söylüyorlar. Taban ile tavan bu konuda farklı. Tabanın hata etmediğine inanan önemli bir ülkücü kitle evet diyeceğini söylüyor. MHP 12 Eylülü yaşamamış gençleri PKK ile mücadele ediyorsunuz diyerek evet dememeye çağırıyor. Gerçek ülkücüler ise evet diyeceklerini belirtiyor. Bu ikilem MHP’de 12 Eylülden sonra bir kırılma meydana getirecek gibi gözüküyor.
Gelelim BDP’ye. BDP’de tıpkı MHP gibi davranarak kitlesini Türk devletiyle, faşistlerle mücadele ediyoruz diyerek aldatıyor. Yetmiyor demokrasi için sandığa gitmeyin diyerek kitlesini ajite ediyor ayrıca da bir defa kandırıldık 2. Defa kandırılmayalım diyerek kendilerini kandırdıklarını söylediği insanların vesayetçi anlayışlarının devamından yana tavır koyuyor. Osman Baydemir ve diğerlerinde makes bulan bu düşünce ne yazık ki kendi tabanında yer tutuyor. BDP’li Kürtçüler ve Kürt milliyetçileri sandıktan evet çıkmazsa “özgür! Olacaklarına inanmaya başlıyor.
Ne büyük bir kandırmaca bu böyle.
Eğer, MHP doğru söylüyorsa, BDP’lilerin evet demesi gerekmez mi?
Veya BDP doğru söylüyorsa, MHP’nin evet demesi gerekmez mi?
Her iki halde de, bir kesimin evet demesi gerekiyor değil mi? Ama “kazın ayağı” öyle değil.
Statüko, ülkücülerin evet demesinin evet oylarını % 70 lere çıkaracağını biliyor. Ayrıca BDP’li kitlenin evet demesinin de buna % 5-10 katkı yapacağını bildiği için her ikisine ayrı görevler vermiş.
Ters köşe vuruşuyla, BDP kitlesini Kürtler bu anayasada yok diyerek, MHP ise PKK ile masaya oturulacak diyerek aldatıyor.
Kafanız karışmasın sakın. Her iki siyasi örgütte aslında aynı amaca hizmet ediyor. Statükoya.
12 Eylülde evet çıkması halinde statüko kaybedecek. Vesayetçi anlayış, gelmesi muhtemel yeni bir anayasayla tarihe gömülecek. Statüko tarihe gömüldüğünde MHP lider kadrosu da tarih olacak. BDP lider kadrosu ise statükodan yana aldığı bu tavırdan sonra gücünü kaybedecek. Onlarda bir süre sonra tarih olacak.
MHP lider kadrosunun tarihe gömülmesi ülkücü hareketin evetçi tavrından dolayı daha kısa sürede meydana gelebilir, BDP’de ise başka bir lider kadro bulunmadığı için, BDP’li lider kadroyu ise, BDP kitlesi diğer Kürtçü örgütlerle el ele vererek belli bir süre sonra tarihe gömecek.
Sağduyulu BDP kitlesi zaten bunu sorguluyor. MHP ile aynı çizgide olmak yenilir yutulur değil onlar için. Ülkücü kadrodan önemli bir kesimde, hayırcı boykotçu olan BDP’lilerle aynı masada gözükmekten hoşnut değil.
Ne yazık ki; anayasa oylaması da bu iki partinin kitlelerinin vereceği oylarla şekillenecek.