NETEKİM GÖRÜŞMÜŞLER!...
Yargıtay üyelerinin “Öcalan ve BDP ile görüşelim Kürtler evet verirse yandığımız gündür. Turgut’u (Kazan Balyoz sanığı Savcı İlhaner’in ve bir çok Ergenekon sanığının avukatı ) Demirtaş’a gönderip Kürtlerin evet vermesinin önüne geçelim” demelerinin ses kayıtları ortaya çıktıktan sonra, BDP Genel Başkanı Demirtaş, Gülten Kışanak’la birlikte düzenledikleri basın toplantısında, “partimizi ergenekonla irtibatlandırmak isteyen çevreler yalan söylüyor” tarzında bir açıklama yaparak kendileriyle Ergenekon arasında bağ kurulmasının önüne geçmek istedi.
Fakat bunun böyle olmadığı daha sonra yaptığı bir açıklamayla ortaya çıktı, ki Turgut Kazan’la görüşmüşler. Henüz yazıyı yazdığımız bu saate kadar Demirtaş’tan ne konuştukları veya ne üzerinde anlaştıklarına dair bir söz duymadık. Yalnız Turgut Kazan çok kızgın bir şekilde “basın toplantısı düzenleyeceğim erkekseniz oraya gelin” diyerek işbirliğini ortaya çıkaran gazetecilere meydan okudu.
Bekleyip göreceğiz ne üzerinde antlaşma yaptıklarını. Yüksek yargıdakilerin teklifleri kendilerine iletildiğinde, Demirtaş ve ekibinin boykot kararına nasıl vardıkları, bu çevrelerle olan ilişkileri ve boykot kararında Ergenekoncuların ne kadar etki ettikleri deşifre olacak.
Bir asırdır devletin üst kademeleri tarafından görmezden gelinen, her türlü hakarete, zulme maruz kalmış bir topluluğun haklarını savunduklarını iddia eden BDP’lilerin bu zulmü Kürtlere reva görev çevrelerle içli dışlı oluşları karşısında BDP etrafında kümelenmiş samimi Kürtlerin ne düşüneceği merak konusu. At gözlüğü takmış gruplar hariç tutulacak olursa, Ergenekon BDP antlaşması hiç kimse tarafından kabul edilemez. Ergenekon çetesinin mağdur ve mazlum hale getirdiği çevrelerin nasıl olur da 12 Eylüldeki anayasa değişikliğinde hayır ve boykot uygulanması konusunda anlaştıkları bilinmeyenli bir denklem değil aslında.
Geçenlerde Abdullah Öcalan’ın avukatlarından birisi açıklamasında, Öcalan’ın her zaman Ergenekoncularla görüştüğünü söyledi.(Bunun hikâyesi uzun buraya yazmaya gerek yok interneti tıklayan bunların ayrıntısına ulaşır). İmralı sakini bunu yaparken dışarıda PKK’nın siyasi temsilciliğini yapan bir partinin bu görüşmeleri hatta antlaşmaları yapması yadırganmamalı.
Şahsen yadırgadığım tek konu, ömrünü Kürt milliyetçiliğine adamı olan bir kısım insanın bunlara halen itibar etmeleri, BDP’den sadır olan her fikrin,(demokratik özerklik gibi) partili kurmayların özgün düşünceleri olduğunu sanmalarıdır. Bu düşüncelerin orijinallerinin 1918 le 1926 yılları arasında Anadolu coğrafyası üzerinde hesapları olan küresel güçlerin arşivlerinden indirilip, bu çevrelerin önüne koyulduğu, az çok Kürt tarihini okumuşlarca bilinmektedir.
Boykot kararından ısrarlı olan BDP’nin, geçmişin izdüşümü sayılan teklifleri çağa ve Türkiye’ye uygun değil. Aklı başında her vatandaş bunu bilmektedir. Aslında BDP’li lider kadroda bunun farkındadır. Fakat orijinal diye ortaya serdikleri görüşlerin tozlu raflardan indirilip önlerine konulmasına ses çıkarmamaları onların garip ilişkilerinden kaynaklanmaktadır.
Türkiye anayasa referandumuna gidiyor yılda bir topladıkları Demokratik Toplum kongresini 7 ay sonra yapıyorlar (geçen sene 12. ayda yapılmıştı) maksatları belli olmasına rağmen, kendi tabanlarını “özgür Kürdistan” a kavuşacağız diye aldatıyorlar. Arşivlerden önlerine konulanları demokrasi ve özgürlük diyerek halka sunanların, kime ve neye hizmet ettikleri ve hangi güçlerle irtibat içinde olduklarını artık anlaşılmıştır. Safiyane şekilde Kürt meselesinin çözülmesini isteyen insanlarda artık bunu görmeli. 12 Eylülden sonra Kürt meselesinin demokrasi içinde çözümüne yönelik atılacak adımların önündeki engellerin bertaraf edileceğini görmeleri gerekir. Burada kaldı 9 gün. Halen boykot uygulama kararından olanların şapkalarını önlerine bırakmaları şarttır. Düşünen ve düşündüklerini hayata geçiren bu çevrelerin kime hizmet ettiklerini artık görmeleri şarttır.
Şişenin içinden cin falan çıkmış değil. Başka cinlerin hal edilecek meseleyi şişeye geri koyma çabaları vardır. Kürt meselesi yüzünden solcu bir parti olmasına rağmen BDP’yi destekleyen dindarların geri çekilme ve hesap sorma zamanı gelmiştir. Bakınız MHP bile ülkücüler tarafından sorgulanıyor. Demokratik hakkınızı ne zaman kullanacaksınız? Körlemesine gidilen yolun doğru bir yol olmadığını görmeniz lazımdır.
Kürt meselesinin hal edilmesini ve Kürtlerin kendi haklarına kavuşmuş bir şekilde hayat sürmesini istiyorsanız sandığa gitmelisiniz ve evet demelisiniz başka çare yoktur, ötesi karanlık günlerin yani statükonun egemen olacağı her türlü fitne ve fesadın kaynayacağı günlere gidiştir. Ya haktan hakikatten yana olur evet dersiniz, ya da geleceğe razı olursunuz, takdir sizlerin…