İSHAK ALATON-YAHUDİLER-ERMENİLER VE MÜSLÜMANLAR!
İshak Alaton’un Radikal Gazetesinden Ezgi Başaranla yaptığı sohbette anlattığı bir hatıra; Müslümanlığın insana kazandırdığı müsamahayı, erdemi, ahlakı gösterirken, tam tersi bizim Van’da karşılaştığımız hadiseler ise haçlıların ruhundaki bitmez tükenmez İslam ve Müslüman düşmanlığını göstermektedir.
Sayın Alaton, kutlu Cihan devletinin yıkılışına amil olan “ırkçılık” illetini anlatırken “Bundan büyük rezillik olur mu? Diye sorup, Türkçülük illetinin İttihat Terakkinin içine sokulmasına sebep olan kişinin, ırkdaşı Selanik dönmesi Moiz Kohen (Cumhuriyet ideolojisinin de kurucusu olan bu şahıs, ismini Munis Tekinalp olarak değiştirmiş) olduğunu söyleyerek çöküşün önemli bir ayağını anlatmakla kalmayıp, tek parti şefliği CHP döneminde Yahudilere uygulanan “varlık vergisi” için hacze gelmek üzere olan görevlilere, annesinin çok sevdiği kemanını, yukarı kattaki Müslüman bir aileye vererek kurtardığını ve kemanı birkaç gün sonra geri alırken, kemanın yepyeni bir kutuda, akortları düzeltilmiş olarak iade edildiğini ve bu hadisenin kendisini çok etkilediğini söylemektedir.
İshak Alatonun altını çizdiği gerçeklerden birisi, Yahudiliğin ırkçılık üzerinden Osmanlıyı yıkarak hangi menfaatleri elde ettiğinin, bundan sonra da ırkçılık fitnesinden istifade edeceğinin belgesi gibidir.
Bir diğeri de devletin ceberut yüzüne rağmen, Müslüman ahalinin kendi halinde olan Gayrı Müslimlere, komşuluk muamelesini vazife telakki ettiğini ve zalim devlet gibi düşünmediğini göstermektedir. Bu arada haganah terör örgütü Filistinde masum insanları katlediyordu. Ama Müslüman, suçun şahsiliğini bildiği için komşularına kem gözle dahi bakmıyordu.
Biz de burada aynısını Yahudi Moşe’ye yapmadık mı? Yahudiler kıtır kıtır Müslüman keserken, Moşe Van’da ticaretini 1970 in ortalarına kadar devam ettirdi.
Gelelim Van’da meydana gelen Ermeni Mezaliminde, Ermenilerin komşuları olan Vanlı Müslümanlara uyguladıkları vahşete.
Yüzlercesini anlatmak mümkündür. Bunlardan sadece 2 tanesini anlatıp, Müslüman’la Müslüman olmayan arasındaki fark ortaya çıksın isteriz.
Birincisi, büyük dedemin Van eski şehrinde işyerini, Murathan isimli Ermeni ortağıyla helalleşerek ona bırakıp ayrılmasına mukabil, muhacirliğe çıkarken akrabalarını yanına almak üzere uğradığı köyünde (Pagagedük-Bölmeçalı)karşılaştığı manzara onu “örgütçü” Ermenilerin gerçekleriyle yüzleştirmiştir. Babasının isteği üzerine onu Van’ı savunmak üzere şehirde bırakan büyük babam, köyünde 12 çocuğun tezekler içine konularak vahşice katledilmesini gördükten sonra katliamı gerçekleştiren Demgosnili Taşnak komitası reisini ve komitacıları yakalamadan ve masumların öcünü almadan yola çıkmamıştır. 2 Kardeşini ve babasını şehit veren dedem muhacerata çıktığında ise, 12 masumun katliamına iştirak etmiş olan Ermeni ailelerden kaçanların, köyde kalan ve kaçamayan çocuklarından bir kaçını da yanına alarak Osmanlı mülkü Zaho’ya götürmüş ve 1919 yılında geri döndüğünde de o insanları beraberinde getirmiştir. Tek farkla Hıristiyan olarak giden çocuklar Müslüman olarak dönmüşlerdi. Kendilerini tanıma fırsatı bulduğum o insanlar ömürlerinin sonuna kadar da beşvakit namazında Mü’minler olarak kaldılar.
İkincisi ise Sevim Kaptaner hanımefendinin ailesinin karşılaştığı vahşettir.
Ruslar, ihanetçi Ermenilerle beraber 20 Mayıs 1915 günü Van’ı işgal ettiklerinde, Sevim ablanın aile büyüklerinden bir kısmı Van İlbaylığının emri üzerine işgalden önce yola koyulup muhacerata çıkmış, 50 civarındaki aile bireyleri ise, toplu halde çıkıp komitacılara yakalanmamak ve gözükmemek için şehirdeki dabakhanelerinin bodrum katına sığınmışlar.
Fakat ne acıdır ki, Ermeniler, bodruma saklanmış olan bu ailenin bütün fertlerini, bodrumda üzerlerine gazyağı,benzin dökmek suretiyle yakarak katletmişlerdir.
Ne var ki bunda, zaten on binlerce masum Vanlıyı katletmişlerdi denilebilir, lakin sayın Alatona yardım eden komşuluk konusu burada devreye giriyor.
Sevim abla Allah ona hayırlı bol ömür versin daha yaşıyor. Büyüklerinin ağzından duyduklarını şöyle anlatmıştı:
Dedem ve kardeşleri, babam gil 2 seferde çıkma kararı almışlar. Çünkü Taşnakçılar yola pusu kurmuş Amerikan sefaretine ait yerde (Havaalanı civarı) geçen Müslümanları yakalayıp öldürüyorlar( Edremit’teki 3000 kişilik toplu mezar bunun şahididir.) Toplu geçmek mahsurlu olur diyerek, bir kısmımız bodruma girmiş,diğerleri yola çıkmış, çıkarken daha önce odamızın duvarını delerek birbirimizden pirinç, un yağ, mum aldığımız Ermeni komşularımız babam gili görmüşler. Ruslar, şehre girdikten sonra kalan Müslümanları katletmek için evleri ararken, bu ermeni komşumuz “Kaptanerler yola çıktılar ama onların sayıları bu kadar az değildi mutlaka saklanmışlardır”diyerek Taşnak teröristlerine ve Rus komutanlara ailemizi ihbar etmiş, dabakhanenin altında bodrum olduğunu bilen ermeni yer göstermiş ve onlarda sahibi olduğumuz dabakhanenin bodrum katında olan ailemizi bularak üzerlerine gazyağı, benzin dökerek katletmişler.
Sayın Alaton’un İstanbul’da karşılaştığı insanlığı, biz Vanlılar 1915’te Ermeni komşularımızdan görmedik, tam aksine Ermeniler tarafından acımasızca -ihbar edilerek- katledildik. On binlerce masumun canına kıyılırken bu şehirde komşularımızdırlar, onlara zarar verdirmeyelim, emanetlerine sahip çıkalım diyen bir Ermeni olmamıştır?
Def olup Ruslarla birlikte gittiklerinde Van’da kalmış olan hangi çocuğumuzu sağ olarak yanlarına alıp gittiler? Tam tersi Müslüman’ın müsamahasıyla onların geride bıraktığı Ermeni çocuklarına bile bizler sahip çıktık.
Ama komşularımız olan Ermeniler, ırzına tasallut ettikleri kızlardan, kadınlardan tutun, karnındaki bebesini süngüyle çıkarıp, tandırda kızartarak annesine yedirmek isteyenine kadar çok sayıda vahşeti yaşattılar Vanlılara.
1915 senesinde gayrı Müslim Ermenilerin Müslümanlara yaşattıklarını sözlü tarih olarak babalarımız bize aktardılar.
Ermeni katillerin yalan dolu sözlerine aldanarak Van’da yaşanan insanlık dramına dair kelam etmeyenlerin “eski komşularımız” diyerek onlara kucak açmasını içimize sindiremiyoruz. Atasından kimseyi kurban vermemiş ve hatta belki de talan yapmış olanların torunlarının sözleri arımıza dokunuyor. Ermeni mezaliminin izlerini dahi görmemişlerin Müslüman şehrini ve yaşanan acıları görmezden gelmeleri unutulmayacaktır.
Sabrımız asaletimizdendir. Ve dünün acılarını, bugünün dığalarına mal etmeyiz. Safları ve masumları bundan beri kılarız, lakin ihaneti, işbirlikçiliği sabrımızın doruğunda görmezden gelemeyiz.