Sezon başından itibaren süper ligde oynayan takımlar yaptıkları transferlerle ülkede harcamaların nerelere yapıldığına tanıklık ettik. Şüphesiz her takımın şampiyonluk hayalleri vardı. Ancak son haftalara girdiğimizde heyecanın duruğu çıktığını görüyoruz. Ligin başından bu yana Anadolu’yu temsil konumunda ki Sivas spor son iki maçını kaybetti ve liderlik koltuğunu Beşiktaş’a bıraktı. Türkiye’de yaşayan birçoğumuz farklı takımları destekliyor; zaman zaman fanatizme kadar götürebiliyoruz. Ülkenin tek bir gündemi hayaline kendimiz getiriyoruz. Daha sonra da çıkıp ülkede kriz var diyoruz. Evet, kriz var hem de iliklerimize kadar kendisini hissettirmiş vaziyete. Ama hepimiz taraf olduğumuz için gerçeklerden uzak hareket etme şansımız daha ağır basıyor.
Bu yazıya futbol’dan girerek başlamamın nedeni her konuda mutlaka taraf olduğumuzdan dolayı gerçeklere aykırı düşebiliyoruz. 29 Mart yerel seçimlerde bunu bir kez daha gördük. Seçimlerden evvel sayın başbakan’ın doğu ve güneydoğu ziyareti sırasında takındığı tavır ak parti’nin ciddi oy kaybetmesine neden oldu. Nitekim seçimden hemen sonra çoğu şehirlerde belediyeleri kaybettiğiyle birlikte bölgede de oy oranını düşürdü. Seçimden hemen sonra faturayı bakanlara keserek kabine dışı bıraktı. Oysa görünen köyün uzak olmadığı seçimden öncesi belliydi. Tehditvari bir söylem gerçekleştiren sayın başbakan; bize oy vermezseniz Ankara’dan işleriniz yürümez demişti. Yetmedi başbakan yardımcıları da aynı talihsiz açıklamaları yapmıştı.
Bu tehditler seçimde geri tepti. Artık halkın tehditleri dinlemediği görülmüştür. Sayın başbakan bu durum değerlendirmek yerine faturayı yine halka kesti. Bu da yetmedi devlet bakanı ve hükümet sözcüsünün akıllara durgunluk getiren “Ermenistan sınırına dayandılar, çok tehlikeli gelişme” ifadesi tuz-biber olarak anti-puan olarak hanelerine yazıldı. Belediye başkanlığı kaybettiği illeri cezalandırmaya koyulan sayın başbakan; kabinede en başarılı bakanı olan Sayın Hüseyin Çelik’i kabine dışı bırakarak seçimden önce savurduğu tehditleri hayata koydu. Kaybeden Hüseyin Çelik mi, Ak Parti mi, yoksa halk mı? Hiç şüphesiz kaybeden Ak Parti oldu, cezalandırılan da halk. Sayın Başbakan’ın bu operasyonu önümüzdeki seçimlerde bir kazanım olarak mı görmeliyiz, yoksa giderek ANAP partisinin düştüğü duruma mı götürecek? Bunu elbette zaman gösterecek ancak bu gibi tehditler ve halkı cezalandırmaların karşısında halkın da bir takım önlemleri ve takdirleri olacaktır.
Sayın Hüseyin Çelik bakanlık koltuğundan alındı, üstelik Van belediye başkanlığı kaybettiği için. Burada seçim bölgesi olduğu için mağlubiyetin faturası Sayın Hüseyin Çelik’e kesildi. Oysa bölgede ciddi oy kaybetmesine neden olan bizzat başbakanın ta kendisidir. Tüylerimizi ürperten ihtirası yüzünden bütün kesimlerin gönlünde taht kuran bir partinin bölgede silinmesine neden oldu. Sayın Hüseyin Çelik nezdinde halktan intikam alan başbakan büyük bir yanlışta ısrar etmeye devam ediyor. Halkın iradesine saygı göstermesi bir başbakana yakışan en güzel davranış olduğuna inanıyorum. Van’da seçimi DTP adayı Sayın Kaya’ya kaptıran eski belediye başkanı Sayın Burhan Yenigün; Ak Partinin kaybetmesinde hiç mi payı yok? Ak Partiye karşı oluşan tepkilerde sayın bakanın ağabeyi ve birinci derece yakınlarının o anlaşılmaz gayretlerinin hiç mi payı yok? İnanın bu gelişmeler hakkında sayın başbakanın bile haberi vardır…
Gelelim yazımın giriş kısmına. Futbol takımı destekler gibi siyasi partileri destekleme alışkanlığı son derece kötü bir alışkanlıktır. Bu noktada tarafsız davranılamaz, adil olunmaz, adil olunmadığı gibi karşıt düşünceye yönelik saldırı taktikleri geliştirilir. 29 Mart seçimlerinde halkın büyük kesiminin iradesiyle Van belediye başkanlığını kazanan Sayın Bekir Kaya’ya karşı başlatılan söylentiler giderek yerini iftiralara bırakıyor. Kendisi farklı bir düşünceye mensup olabilir ancak Van’da %53,5 oyla başkanlığı kazanmış biridir. Bu iradeye saygı duymamak Van halkına saygısızlıktır. Daha seçimlerin ertesi günü başlatılan tartışmalar yerini polemiklere bıraktı. Böyle bir ortamda hizmet yapmak mümkün değildir. Elbette oy veren halk belediyeyi denetleyecek, elbette yapılanlara ve yapılacak olanların takipçisi olacak. Ama henüz mazbatasını almayan biri hakkında var gücüyle başlatılan yıpratma taktiği maalesef en çok halkımıza zarar verecektir.
Seçimler yapıldı ve bitti. Halkın büyük bir kesiminden oy alarak başkanlık koltuğuna oturdu. Halk olarak burada yapacağımız en doğru hareket kendilerini tebrik etmek, bundan sonrasında da yaptığı hizmetleri takip etmektir. Doğru olduğu konularda yanında yer almak, yanlışları da düzeltme adına denetleyecek rolü üstlenmemiz gerekiyor. Sonuçta Sayın Kaya Vanlıların oylarıyla oraya geldi. Vanlının Vanlıya saygısı mutlak bir davranış olmalı. Ben Sayın Kaya’nın başarılı olacağına inanıyorum ve kendisine ve partisine bir dönem şans vermiş oluyorum. Bu şansı kullanmadığı takdirde de kendisine karşı en temel yaptırım hakkım olan sandık başında gereğini yaparım. Ben herhangi bir futbol takımın taraftarı olmadığım gibi; her hangi bir siyasi partinin yandaşı da değilim. Ve Van’ın ve Vanlının yandaşı ve taraftarıyım. Ak Partinin oy kaybetmesini hazmedemeyen sayın başbakan halkı ve bu halkın oylarıyla meclise giren ve yaptığı reformlarla milli eğitimi çok önemli bir konuma getiren Sayın Hüseyin Çelik’i cezalandırmamalıydı. Sayın Hüseyin Çelik’i meclise gönderen irade, Sayın Bekir Kaya’yı belediye başkanlığına getirmiştir. Bu irade halk iradesidir, saygı duyulması gereken bir iradedir…