İnsan yaşamı o kadar da kısa olmayan bir yoldur. Çocukluk, gençlik, evlilik anne, baba derken aile yaşamı. Hep roller değişiyor. Derken yoruluyorsunuz. Yıllar geçtikçe hayat size ağır gelmeye de başlayabiliyor. Sorumluluklar, geçen zamanın ağırlığı da üzerinize iyice yüklenmeye başlıyor. Yaşam bize güzellikleriyle geldiği gibi üzüntüleriyle de acılarıyla da geliyor.
Başlıca hayal kırıklıklarımız, mutluluğa ulaşmak için bütün gücümüzle verdiğimiz mücadeleden sonra onu elde edemeyişimizden kaynaklanır. En büyük sevinçleri hiç beklemediğimiz anda karşımıza çıkan güzel şeyler bize yaşatır. Çoğu zaman, bu çeşit sevinçleri, mutlu düşüncelerimizi bir tesadüf veya şansa bağlarız. Fakat olanların daima iyi bir izah şekli vardır.
Ummadığımız bir mutluluk bizi kapladığında duymakta olduğumuz sevincin geçmişimizde olmuş fakat unutulmuş veya şuur altına atılmış bir olayla ilgili olduğunu fark etmişsinizdir. Yeterli derecede açık kapı bırakın, mutluluk siz farkında olmadan hayatınıza girecektir.
Bu kapılar: başkalarıyla ilgilenmek, yoksullara yardım etmek, ümitsizlere cesaret vermek, geçici olarak itibarını kaybetmiş olanlarla arkadaşlık etmek… Çocukları, hayvanları ve doğayı sevmek. Yaşamın farkına varmak.
İşte size küçük bir öneri. Bir saksı ve küçük bir çiçek fidesi alın. Dikin. Onun nasıl büyüdüğünü ve geliştiğini görün lütfen. Bu arada kendinizin neler hissettiğini de göz ardı etmeyin.
Anladım ki, Hayatta en güzel şey, sevmek ve sevilmektir. Paylaşmayı da unutmamak gerekir. İnsanı hayata bağlayan tek varlık da yaşama gücü veren duygudur. Her doğan yeni bir gün bizim için yeni başlangıçlar, yeni başarılar ve yeni heyecanlar demektir.
Hararet nardadır, sacda değildir,
Keramet baştadır, taç da değildir
Her ne ararsan kendinde ara
Kudüs’ de Mekke de hac da değildir, demiş BEKTAŞİ.
Her yeni güne, her şeye yeniden başlamanız dileğiyleJ
Ayşegül AKAY