GÜLLÜ NİNENİN GÖZYAŞLARINDAKİ
DEVLET KORKUSU
İhtiyar bir kadın DHA muhabirinin önüne çıktığında seyretmiştik Güllü nineyi.
Sırtında, keçilerinden elde edeceği sütün nevalesi vardı.Kışın soğuğu nefesini kesmişti Güllü ninenin. Kar üzerinde, buz tutmuş yolla ve takatten kesilmiş dizlerine rağmen, sırtındaki yüküyle yokuşu tırmanırken görmüştük onu. Elma gibi kızarmış yanakları ve soğuktan titreyen elleriyle 21.Yüzyıldaki-şükür sabır abidesi- Anadolu kadınının simgesiydi adeta.
Kalın giyinmişti, ayakkabısını görmedik ama şalvarıyla ar ve abur sahibi olduğu ilk adan beri belliydi.
Teyze bir isteğin var mı? diye soran gazeteciden tek şey istemişti soruyla karışık. “üşüyorum evladım bir kazak verebilirmisiniz?” diye de.
Gazeteci haber yapmak için oradaydı.
İnsanımız bu haberi gözleri ıslak seyretti.
Gerçek bir habercilikti bu. Anadolu insanının Kırşehirden yansıyan manzarası içler acısıydı.
Haber bittikten sonra, ülke gündemini suni olarak işgal eden konulara dalarak Güllü Nineyi unuttuk tabi ki.
Güllü Nine bugün yeniden gündemimize girdi.
Bu defa üşümesiyle değil “korkusuyla” girdi gündeme.
Yer Kırşehir, Güllü ninenin yaşadığı köye devletin Valisi ve diğer yetkililer gitmiş.
Kırşehir Valisi edep dâhilinde beli bükük ihtiyar kadının elini öpüyor.
Muhteşem bir manzara, devlet belini bükerek el öpüyor.
Bu muhteşem manzarayı bozan bir gelişme oldu bu arada.
Güllü Nine ağlamaklı sesiyle elini öpen Valiye rağmen “ne olur beni hapse atmayın, maaşımı kesmeyin” diyerek Anadolu insanının devletten duyduğu korkuyu dışa vuruyor.
Vali şaşkın ve ihtiyara sitem ederek “ama nine bak ben senin elini öptüm diyerek ihtiyar kadının korkusuna anlam-ıyor- veremiyor.
Bu korku Kemalist solculara ve bilumum sol taifeye ve özellikle de CHP’ye kapak olsun.
Bu korku Şırnak’ta, Mardin’de, Ağrı’da değil Kırşehir’de dışa vuruyor.
Ulusalcı ve sözde uluslararasıcı solcuların ve onların kadim partisi CHP’nin bu millete çektirdiklerinin resmidir Güllü Nine.
Ankara’ya girerken başörtüleri başlarından alınan,şalvarları Kemalist solcular tarafından Ulusta kesilen kadınların resmidir bu korku.
Bu korku, İskilipli Atıf efendinin şehadetinin resmidir.
Bu korku, Cumhuriyetin ilk yıllarında, baştakiler dinden imandan ayrıldılar diyerek ayağa kalkan milletin sindirildiğinin resmidir.
Bu korku, Şeyh Said efendinin kıyamından sonra, asılan, yok edilen Anadolu insanının resmidir.
Bu korku, Dersimde mağaralarda zehirli gazlarla katledilen çoluk çocukların resmidir.
Bu korku Cellat Kara Ali’nin İstiklal mahkemesi kararlarıyla astığını söylediği sarıklı ve cübbeli 5126 mazlumun resmidir.
Bu korku Muş’un Bekçiler köyünde öğrencilere Kur’an okuttuğu için saçı ve sakalı kesilen Mehi Hocanın resmidir.
Bu korku, Erzincan’da gıyabında idam kararı verilen ve idam öncesi vefat eden ama İstiklal mahkemeleri tarafından, Kemah’taki mezarından çıkartılarak kefeniyle birlikte “salben” diyerek idam sehpasına çekilen,“Mevlevi İbrahim Hakkının” resmidir
Bu korku, CHP’nin 1946’daki başbakanı Şemsettin Günaltayın“Ku’an’dan mekki ayetleri atalım çünkü bunlar ahkâm ayetleridir sadece medeniler kalsın” dediği zamanki paranoyanın resmidir.
Bu korku, hasta haline rağmen, idam sehpasında şehadetşerbetini içen Anadolu çocuğu, Adnan Menderesin, Polatkanın, Zorlunun resmidir.
Bu korku, Bediüzzamanın Barlaya sürgüne gönderilmesinin ve ömrünün 18 yılını hapislerde geçirmesini sağlayanların resmidir.
Bu korku, mütareke basını gibi işbirlikçilikte öne çıkan ve çizdiği abdulcanbazlarla millete hakarette sınır tanımayan sol taifenin, saçtığı kusmukların suratlarına 2012 yılında geri dönmesinin resmidir.
Bu korku, 28 Şubat sürecinde işinden ve okulundan atılan kadınlarımızın ve Merve Kavakçı için “atın bu kadını dışarı” diyen şebekenin resmidir.
Bu korku masum insanların kuyulara atılarak üzerlerine beton dökülmesinin resmidir.
Bu korku izzetten zillete düşen, modernizm çukurunda debelenen, İslama ve değerlerine hakareti huy edinen erkeklerin ve kadınların resmidir.
Güllü Nine, korkusuyla, aslında farkında olmadan, bu millete yakın tarihte meydana gelen zalimlikleri anlatmıştır.
Daha dün denecek bir tarihte, millet ile devletinin arasınıaçıp, iktidarlarının keyfini çıkaran hain ve işbirlikçi taifenin bu millete nasıl bir korku saldığının resmi olan Güllü Ninenin korkusu, bugün elimizde olan hak ve hürriyetler gibi imkânların gelecek nesillere aktarılmasında köprü olmamız lazım geldiğinin de resmini ortaya koymaktadır.
Güllü Nine, bize tarih öğretirken, yarınımıza da sahip çıkmamızı ister gibiydi korkusuyla.